WIPO Arbitration and Mediation Center

İDARİ HAKEM KARARI

Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketi v. Murat Terzioğlu, Zehir

Dava No. D2017-2111

1. Taraflar

Şikayet Eden, Grup Ofis Marka Patent Inc., Türkiye tarafından temsil edilen, Ankara, Türkiye'de yerleşik Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketi'dir.

Şikayet Edilen, davada kendini temsil eden, Bochum, Almanya'da yerleşik Murat Terzioğlu, Zehir'dir.

2. Alan Adı ve Tescil Eden Kuruluş

İhtilaflı alan adı <ziraat.net>, Nics Telekomünikasyon Ticaret Ltd. Şti. ("Tescil Eden Kuruluş") tarafından tescil edilmiştir.

3. Usuli İşlemler

Şikayet, 28 Ekim 2017 tarihinde, WIPO Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi'ne ("Merkez") sunulmuştur. 30 Ekim 2017 tarihinde, Merkez, ihtilaflı alan adı ile ilgili olarak Tescil Eden Kuruluş'a tescil teyidi talebini göndermiştir. 1 Kasım 2017 tarihinde, Tescil Eden Kuruluş, ihtilaflı alan adını tescil ettiren ve tescil ettirenin iletişim bilgileri ile, Şikayet'te belirtilen Şikayet Edilen ve Şikayet Edilen'in iletişim bilgilerinin aynı olduğunu belirtmiştir.

Merkez, Şikayet'in, Alan Adı Uyuşmazlıkları Çözümü Politikası ("Politika" veya "UDRP"), Alan Adı Uyuşmazlık Çözümü Politikası için Yeknesak Kurallar ("Kurallar") ve Alan Adı Uyuşmazlık Çözümü Politikası için Yeknesak Kurallara Ek Kurallar'da ("Ek Kurallar") öngörülen şekil şartlarına uygun bir Şikayet olduğunu teyit etmiştir.

Kurallar'ın 2(a) ve 4(a) maddelerine göre, Merkez, Şikayet Edilen'e usulüne uygun şekilde, Şikayet'i bildirmiştir ve idari işlem süreci, 17 Kasım 2017'de başlamıştır. Kurallar'ın 5(a) maddesine göre, Cevap sunumu için son tarih, 7 Aralık 2017 olarak belirlenmiştir. Kurallar'ın 5(b) maddesi doğrultusunda, Cevap sunumu için son tarih, 11 Aralık 2017 tarihine kadar uzatılmıştır. Şikayet Edilen tarafından Merkez'e resmi Cevap, 11 Aralık 2017 tarihinde sunulmuştur.

Merkez, 2 Ocak 2018 tarihinde tarihinde, İdari Hakem olarak, Emre Kerim Yardımcı'yı atamıştır. İdari Hakem, atamanın uygun olduğu kararına varmıştır. İdari Hakem, Kurallar'ın 7. maddesi uyarınca, Kabul Bildirimi ve Tarafsızlık ve Bağımsızlık Beyanı'nı Merkez'e sunmuştur.

4. Vakıalar

Şikayet Eden, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketi, 150 yıllık geçmişi ve gerek Türkiye gerek yurtdışındaki şubeleri ile Türkiye'deki bankacılık sektörünün en köklü kurumlarından biridir.

Şikayet Eden, 15 Ağustos 1888 tarihinde ilk kez, "Ziraat Bankası" ismiyle faaliyete geçmiş bulunup, 1937 yılından bu yana kullanmakta olduğu "T.C. Ziraat Bankası Anonim Şirketi" ticaret unvanının da bir parçası olan "Ziraat" ibaresini içeren yurtiçi ve yurtdışında birçok marka tescili bulunmaktadır. Şikayet Eden'in ZİRAAT BANKASI markası, 8 Ocak 2007 tarihinde, 2005 58096 tescil numarasıyla Türkiye'de tescil edilmiştir.

Türk Patent ve Marka Kurumu, Şikayet Eden'in T.C. ZİRAAT BANKASI A.Ş. markasına, 29 Şubat 2012 tarihli kararıyla, T/02123 numarası altında tanınmış marka statüsü vermiştir.

Şikayet Eden, <ziraat.com.tr> ve <ziraatbank.com.tr> de dahil olmak üzere, "Ziraat" ve "Ziraat Bankası" ibarelerini içeren kendi adına tescilli birden fazla alan adına sahiptir ve 1997 yılından beri <ziraatbank.com.tr> alan adını kullanarak bankacılık hizmetleri sunmaktadır.

Şikayet Edilen'in Almanya'da ikamet etmekte olduğu, ihtilaflı alan adı kayıtlarına ilişkin sözleşmenin Türkçe dilinde olduğu ve ihtilaflı alan adının 3 Ocak 2002 tarihinde tescil edildiği anlaşılmaktadır. Alan adı ile aktif bir internet sitesine veya herhangi bir çevrimiçi platforma erişilememektedir.

5. Tarafların İddiaları

A. Şikayet Eden

Şikayet Eden, Politika'nın 4(i) maddesi uyarınca, ihtilaflı alan adının kendisine devrine karar verilmesini talep etmektedir.

Şikayet Eden, ZİRAAT BANKASI ve T.C.ZİRAAT BANKASI A.Ş. ibarelerinden oluşan ticaret ve hizmet markalarını 1888 yılından beri artan ve yaygınlaşan bir şekilde kullandığını, ihtilaflı alan adındaki ilgili çekirdek ve baskın esaslı unsurunun "ziraat" ibaresi olduğunu, banka ibaresinin Şikayet Eden'in bulunduğu sektör itibariyle dikkate alınmaması gerektiğini ve bu sebeplerle ihtilaflı alan adının, Şikayet Eden'in tescilli markalarıyla birebir aynı veya karıştırılmaya yol açacak kadar benzer olduğunu ileri sürmektedir.

Şikayet Eden, Şikayet Edilen'in ihtilaflı alan adı üzerinde herhangi bir hak veya meşru menfaati bulunmadığını, Şikayet Edilen'in "ziraat" esas unsurlu herhangi bir markaya sahip olmadığını öne sürmektedir. Ayrıca, Şikayet Eden, Şikayet Edilen'e ZİRAAT ibaresinin kullanımı için herhangi bir lisans veya izin vermemiş olduğunu ve ihtilaflı alan adının herhangi bir kullanıma konu edilmediğini belirtmiştir. Son olarak, Şikayet Eden, ihtilaflı alan adının satılmak üzere alındığını ve kar amacı güdüldüğü için iyi niyetli bir kullanımdan bahsedilemeyeceğini iddia etmiştir.

Şikayet Eden, ihtilaflı alan adının kötü niyetle tescil edildiğini, ZİRAAT BANKASI markasının Türkiye'de ve faaliyet gösterdiği diğer ülkelerde bankacılık ve finans hizmetleri açısından en iyi bilinen markalardan biri olduğunu, Şikayet Edilen'in markadan haberdar olmamasının mümkün olmadığını, alan adının kar amaçlı tescil ettirildiğini iddia etmekte ve ihtilafa konu alan adının bir kullanıma konu edilmediği gibi söz konusu alan adının satış amaçlı elde tutulmasının gerçek ve haklı bir kullanım sayılamayacağını ve bu kullanımın iyi niyetle bağdaşmayacağını belirtmiştir.

B. Şikayet Edilen

Şikayet Edilen, Şikayet Eden'in markasının ana unsurunun "ziraat" kelimesi değil, "Ziraat Bankası" olduğunu, "ziraat" kelimesinin jenerik bir kelime olduğunu, Şikayet Eden'in bütün tescillerinin "Ziraat Bankası" olarak yapıldığını belirtmektedir.

Şikayet Eden'in ilk marka tescilinin 2005 yılından itibaren olması karşısında, ihtilaflı alan adının Şikayet Edilen tarafından 2002 yılında tescil ettirildiğine dikkat çekmektedir. Şikayet Eden'in, ihtilaflı alan adının tescilinden 15 sene sonra hareket geçtiğini belirtmektedir.

Şikayet Edilen, ihtilaflı alan adını, jenerik bir kelimeden oluşması sebebiyle, satış amaçlı aldığını ve başka alan adlarını da aynı amaçla satın aldığını beyan etmekte ve söz konusunu alan adının, Şikaye Edilen'in sektörel alan adları kategorisindeki alan adlarına uyan bir yapıya sahip olduğunu belirtmektedir. Şikayet Edilen ayrıca, alan adı alma-satma işi ile uğraştığını, aldığı alan adlarını kullanmadığı gibi, söz konusu alan adını kullanmadığını belirtmektedir ve yaptığı alan adı alıp satmak işinin, iyi niyetli bir kullanım olduğunu iddia etmektedir.

Şikayet Edilen, kötü niyet iddialarını reddederek, bu iddiaların ispatlanması gerektiğini, Şikayet Eden'in ilgili alan adını kullanma veya Şikayet Eden'in işlerini engelleme amacı taşımadığını; ihtilaflı alan adının tescilinin, Şikayet Eden'in ticari rakiplerince, Şikayet Eden'in ticari faaliyetlerine zarar vermek amacıyla yapılmadığını beyan etmektedir. Özellikle, ihtilaflı alan adını, Şikayet Eden'in marka haklarını ihlal etmek için kullanmadığına ve sponsor reklamlar (veya parking) alarak dahi bu hakları kötüye kullanma ihtimaline sebebiyet vermediğine dikkat çekmektedir.

Şikayet Edilen, Şikayet Eden'in kötü niyetli olarak ihtilaflı alan adı için şikayette bulunduğunu belirterek, Hakem'in "tersine alan adı korsanlığı" yönünde tespitte bulunmasını talep etmekte, Şikayet Eden'in kötü niyetli tescil ve kullanıma ilişkin hiçbir delil sunamadığını ve verdiği WIPO dava karar örneklerinin işbu dava ile uyuşmadığını iddia etmektedir. Ayrıca, Şikayet Eden'in, ihtilaflı alan adının tescilinden 15 sene sonra hareket geçtiğini belirtmektedir.

6. Değerlendirme ve Tespitler

6.1. İdari İşlem Dili

Kurallar'ın 11(a) maddesi uyarınca idari işlem dili, taraflar arasında anlaşma bulunmaması ya da tescil sözleşmesinde aksi yönde düzenlenme bulunmaması halinde tescil sözleşmesinin diliyle aynı dil olacaktır. Tescil Eden Kuruluş'tan alınan bilgiye göre, ihtilaflı alan adına ilişkin tescil sözleşmesinin dili Türkçe'dir. Dolayısıyla da idari işlemin dili Türkçe olarak belirlenmiştir.

Şikayet Edilen, idari işlem dilinin Almanca veya İngilizce olması gerektiğini belirtmiştir. İdari Hakem, ihtilaflı alan adına ilişkin tescil sözleşmesinin Türkçe dilinde olmasının ve Şikayet'in Türkçe dilinde sunulmasının yanı sıra, gerek Şikayet Edilen'in yazışmalarının gerekse Cevap dilekçesinin Türkçe sunulmuş olması sebebiyle, Şikayet Edilen'in idari işlem dili ile ilgili taleplerinin yerinde olmadığına karar vermiştir.

6.2 Esasa İlişkin Hususlar

Şikayet dilekçesinde, Şikayet Eden, Politika'nın 4(a) maddesi uyarınca, aşağıdaki üç şartın kümülatif olarak gerçekleştiğini ortaya koymak zorundadır:

(i) İhtilaflı alan adının, Şikayet Eden'in üzerinde hak sahibi olduğu bir markayla aynı veya karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzer olduğunu,

(ii) İhtilaflı alan adıyla ilgili olarak Şikayet Edilen'in hiçbir hakkının veya meşru menfaatinın bulunmadığını ve

(iii) İhtilaflı alan adının kötü niyetle tescil edildiğini ve kullanıldığını.

Politika'nın 4(a) maddesine göre, bütün bu şartların yerine getirilmesi konusunda ispat yükü, Şikayet Eden'dedir.

A. Aynı veya Karıştırılma İhtimali Yaratacak Kadar Benzer

Politika madde 4(a)(i) uyarınca öncelikle belirlenmesi gereken husus, Şikayet Eden'in ihtilaflı alan adı ile aynı veya karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzer olduğunu iddia ettiği markanın üzerinde hak sahibi olup olmadığının tespit edilmesidir. Bu minvalde, Politika uyarınca ilk şartın yerine getirilmesi için, Şikayet Eden'in tescilli markasının olduğunun veya tescilsiz olarak marka hakkı elde ettiğinin ispat edilmesi gerekmektedir.

Şikayet Eden'in tanınmış ZİRAAT BANKASI markası, ilk defa 15 Ağustos 1888 tarihinde kullanılmaya başlanmış, 2005 yılında Türkiye'de marka başvurusu yapılmıştır ve 2007 yılında beri tescil edilmiştir.

Şikayet Eden'in kendi adına ZİRAAT BANKASI, T.C. ZİRAAT BANKASI tescilleri bulunup, sadece "ziraat" kelimesi için tescili bulunmamaktadır. İdari Hakem, Şikayet Eden'in tescilli markalarının "bank", "bankası" veya "banka" kelimelerini içermelerine rağmen, Şikayet Eden'e ait markaların ayırt edici ve belirgin unsurunun "ziraat" ibaresi olduğu ve bu sebeple ihtilaflı alan adı ile Şikayet Eden'in markalarının karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzer olduğu kanaatindedir.

Ayrıca, İdari Hakem, alan adlarındaki ".net", ".com" gibi uzantıların, ayırt edici nitelik kazandırmayacağının altını çizmektedir.

Yukarıda açıklanan sebepler çerçevesinde, İdari Hakem, Politika' nın 4(a)(i) maddesindeki şartın yerine getirildiği kanaatine ulaşmıştır.

B. Haklar ve Meşru Menfaatler

Politikanın 4(c) maddesi uyarınca Şikayet Edilen, diğer şartlarla beraber, aşağıdaki hususlardan herhangi birinin ileri sürerek, alan adı üzerindeki hak ve meşru menfaatlerini ortaya koyabilir:

"(i) Şikayet Edilen'in herhangi bir ihtilaf bildirimi yapılmadan önce, iyi niyetli (bona fide) mal ve hizmet sunumu için için alan adı veya alan adına tekabül eden bir ibare kullanımı veya herhangi kanıtlanabilir kullanım hazırlığı veya

(ii) Şikayet Edilen'in (birey, teşebbüs ya da diğer kuruluşlar), hiç marka ya da hizmet markası hakkı edinmemiş olmasına rağmen, söz konusu alan adıyla tanınıyor hale gelmiş olması veya

(iii) Şikayet Edilen'in, alan adını, ticari olmayan ve meşru şekilde, müşterileri yanlış yönlendirmek ve bu şekilde haksız ticari kazanç elde etmek veya söz konusu ticari marka ya da hizmet markasına zarar verme amacı gütmeyecek şekilde kullanımı."

Kural olarak, ispat yükü Şikayet Eden'dedir. Şikayet Eden, ihtilaflı alan adı üzerinde Şikayet Edilen'in herhangi bir hakkının ya da meşru menfaatinin olmadığını kanıtlamak zorundadır.

Şikayet Eden, Şikayet Edilen'in ihtilaflı alan adı üzerinde herhangi bir hakkının ya da meşru menfaatinin olmadığını ilk bakışta (prima facie) ortaya koyduğu takdirde; Şikayet Edilen, yukarıda belirtilen hususlardan birini ileri sürmek suretiyle, ihtilaflı alan adı üzerindeki hak ya da meşru menfaatini ortaya koyabilir.

Şikayet Eden, Şikayet Edilen'e, markasını kullanması için herhangi bir hak veya lisans vermediğini, Şikayet Edilen'in ihtilaflı alan adını tescil ettirmekteki amacının ticari olduğunu, Şikayet Edilen'in ihtilaflı alan adını kullanmadığını ve sadece Şikayet Eden'e satmak için aldığını belirtmiş ve böyle bir kullanımın iyi niyetli kullanım olarak değerlendirilemeyeceğini, Şikayet Edilen'in ihtilaflı alan adı üzerinde herhangi bir hakkının ya da meşru menfaatinin olmadığını ilk bakışta (prima facie) ortaya koymuştur.

Şikayet Edilen, ihtilaflı alan adını, jenerik bir kelimeden oluşması sebebiyle satış amaçlı aldığını ve başka alan adlarını da aynı amaçla satın aldığını beyan etmekte ve ihtilaflı alan adının, Şikayet Edilen'in sahip olduğu sektörel alan adları kategorisindeki alan adlarına uyan bir yapıya sahip olduğunu belirtmiştir. Şikayet Edilen, ayrıca alan adı alma satma işi ile uğraştığını, aldığı alan adlarını kullanmadığı gibi, ihtilaflı alan adını da kullanmadığını özellikle belirtmiş ve yaptığı alan adı alıp-satma işinin iyi niyetli bir kullanım olduğunu iddia etmiştir.

İdari Hakem, Şikayet Edilen tarafından yukarıda belirtilen kullanımın meşru bir hak kullanımı olduğuna ve bu kullanımı yaparken Şikayet Edilen'in dikkatli davrandığına ve Şikayet Eden ile karışıklığa mahal verecek herhangi bir kullanım yapmamaya özen gösterdiğine ikna olmuştur.

Ayrıca İdari Hakem, Şikayet Edilen'in sektörel alanlardaki jenerik kelimeleri alıp-satma şeklindeki iş modelinin hukuk dışı bir model olmadığının, birçok UDRP kararı ile sabit olduğunu da göz önüne alarak; işbu davada da, ihtilaflı alan adının jenerik bir ibareden oluştuğunun ve bu amaçla kullanıldığının açık olduğu sonucuna varmıştır.

İdari Hakem, emsal teşkil edecek UDRP kararları uyarınca, Şikayet Edilen'in ihtilaflı alan adları üzerinde meşru bir menfaatinin bulunduğu ve 4(c)(i) maddesinde yer alan şartları yerine getirdiği kanısına varmıştır.

C. Kötü Niyetli Tescil ve Kullanım

Politika'nın 4(b) maddesi, varlığının İdari Hakem tarafından tespiti halinde, alan adının kullanım ve tescilinin kötü niyetli olduğuna dair delil oluşturacağını belirttiği dört koşul saymaktadır:

"(i) Alan adının, Şikayet Edilen tarafından, tescilli marka veya hizmet markası sahibi Şikayet Eden veya Şikayet Eden'in ticari rakibine, Şikayet Edilen'in alan adı için cebinden çıkan belgelenmiş bedelin üzerinde bir fiyata satış, kiralama veya herhangi bir şekilde devretme amacını gösteren durumlar varsa veya

(ii) Böyle bir davranış biçimini benimsemiş olması koşuluyla Şikayet Edilen, bu alan adını ticaret veya hizmet markası sahibinin ilgili alan adını kullanmasını engellemek amacıyla tescil ettirmişse veya

(iii) Şikayet Edilen alan adı tescilini esasen ticari rakiplerin ticari faaliyetlerine zarar vermek amacıyla yaptırmışsa veya

(iv) Şikayet Edilen, alan adını kullanarak, ticari kazanç edinmek adına, Şikayet Eden'in markası ile kaynak, sponsorluk ilişkisi, ekonomik bağlantı ya da Şikayet Edilen'in internet sitesine veya alanına ya da bu site veya alanda sunulan mal ve hizmetlere ilişkin destek anlamında karıştırılma ihtimali yaratarak Internet kullanıcılarını kasten kendi internet sitesi ya da bir diğer çevrimiçi alana çekmeyi amaçlıyorsa."

Ayrıca, WIPO'nun seçilmiş Politika soruları ile ilgili İdari Hakem görüşlerinin üçüncü baskısınının (WIPO Overview of WIPO Panel Views on Selected UDRP Questions, Third Edition ("WIPO Overview 3.0")) 3.8.1 no'lu bölümü uyarınca; bir alan adının, şikayet edilen tarafından, şikayet edenin marka haklarını kazanmasından önce tescil ettirilmesi, şikayet edilenin kötü niyetli olmadığı sonucununa kendiliğinden ulaştırmayacaktır. Şikayet Edilen'in kötü niyetli olup olmadığı somut olaydaki verilere göre değerlendirilmelidir.

Somut olayda, Şikayet Edilen, alan adlarını alıp-satma faaliyeti yürütmekte ve özellikle jenerik alan adlarını alıp satmaktadır. Yukarıda belirtildiği gibi, söz konusu faaliyet, meşru bir faaliyettir. Öte yandan, Şikayet Edilen'in, ihtilaflı alan adının satışını gerçekleştirene kadar, Şikayet Eden ile karışıklığa sebep verecek kasti bir kullanım yapmış olduğuna dair herhangi bir delil yoktur. Ayrıca, Şikayet Edilen'in, ihtilaflı alan adını sadece Şikayet Eden'e satmak için tescil ettirdiğine dair bir delil de dava dosyasında mevcut değildir. Örnek vermek gerekirse, Şikayet Edilen'in, yaklaşık 15 sene boyunca, ihtilaflı alan adını Şikayet Eden'e satmak gibi bir girişimi olmamıştır.

Kaldı ki, ihtilaflı alan adı, 2002 senesinde tescil edilmiştir. Söz konusu dava, ihtilaflı alan adının tescilinden yaklaşık 15 sene sonra başlatılmıştır. Bu itibarla, Şikayet Eden tarafından, ihtilaflı alan adının kötü niyetle tescil edildiğine ve kullanıldığına dair güçlü ve somut deliller sunulmuş olması gerekmektedir. Şikayet Eden tarafından, bu nitelikte bir delil sunulmamıştır.

Bu sebepler çerçevesinde, İdari Hakem, Politika' nın 4(a)(iii) ve 4(b) maddelerindeki şartların gerçekleşmemiş olduğu kanaatine ulaşmıştır.

D. Tersine Alan Adı Korsanlığı

Şikayet'te, Şikayet Eden tarafından sunulmuş iddialar, sadece Şikayet Edilen'in olası kötü niyetli kullanımına yöneliktir.

Şikayet Edilen tarafından yapılan işbu kullanımın, yani ihtilaflı <ziraat.net> alan adını satın alma faaliyetinin kötü niyetli olup olmadığı konusu detaylı olarak tartışılması gerekilen bir husustur. Nitekim birtakım UDRP kararları, Şikayet Edilen'in tescil sırasında kötü niyetli olmasa da, Şikayet Edilen'in site içeriğini kullanımında yaptığı değişikliği dikkate alarak, bu değişikliğin geriye dönük olarak kötü niyetli tescil şeklinde yorumlanabileceği yönünde verilmiştir (WIPO Overview 3.0, 3.1 no'lu bölüm).

Her ne kadar İdari Hakem söz konusu içtihat ile aynı görüşte olmasa da, bu yönde bulunan içtihadın, işbu Şikayet'in başlatılması için geçerli bir sebep olduğu kanısındadır.

Bu nedenle, İdari Hakem bu durumu, Tersine Alan Adı Korsanlığı ("Reverse Domain Name Hijacking") olarak değerlendirmemektedir.

7. Karar

Yukarıda belirtilen sebepler çerçevesinde İdari Hakem, Şikayet'in reddine karar vermiştir.

Emre Kerim Yardımcı
İdari Hakem
Tarih: 5 Şubat 2018